Dünya hızla değişiyor. İklim krizi derinleşiyor, kentler büyüyor, ulaşım talebi artıyor. İşte tam da bu nedenle Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 2026–2035 yıllarını kapsayan Sürdürülebilir Ulaşım On Yılı ilan etti. Amaç çok net: Ulaşımı herkes için erişilebilir, güvenli, temiz ve adil hale getirmek.
Bu girişim, Birleşmiş Milletler’in 2030’a kadar ulaşmayı hedeflediği Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile doğrudan bağlantılı. Çünkü ulaşım; işe, okula, hastaneye, pazara erişim demek. Aynı zamanda hava kalitesi, iklim değişikliği ve yaşam kalitesi demek.
ÖNEMİ
Bugün ulaşım sektörü:
- Küresel sera gazı emisyonlarının önemli bir kısmını oluşturuyor.
- Hava kirliliğine ve sağlık sorunlarına yol açıyor.
- Trafik kazaları nedeniyle her yıl milyonlarca insanı etkiliyor.
- Kentlerde eşitsizliği artırabiliyor.
Sürdürülebilir Ulaşım On Yılı, bu sorunları azaltmayı ve ulaşımı çözümün parçası haline getirmeyi hedefliyor.
ÖNCELİKLER
On Yıl kapsamında hazırlanan Uygulama Planı, altı temel alana odaklanıyor:
- Herkes İçin Erişim
Engelliler, yaşlılar, çocuklar ve düşük gelirli gruplar dahil herkesin güvenli ve uygun fiyatlı ulaşıma erişmesi. - Düşük Karbonlu Ulaşım
Elektrikli araçlar, temiz enerji, raylı sistemler ve aktif ulaşım (yürüyüş ve bisiklet). - Dayanıklı Altyapı
İklim krizine karşı dirençli yollar, köprüler ve toplu taşıma sistemleri. - Güvenlik
Trafik kazalarını azaltan insan odaklı tasarımlar. - Verimli Lojistik
Daha az enerji tüketen, daha az emisyon üreten tedarik zincirleri. - Teknoloji ve Yenilik
Akıllı ulaşım sistemleri, veri temelli planlama ve dijital çözümler.
Bu Bizi Nasıl İlgilendiriyor?
Sürdürülebilir ulaşım sadece küresel bir politika metni değil. Yerel yönetimleri, sivil toplumu, üniversiteleri ve vatandaşları doğrudan ilgilendiriyor.
- Daha fazla toplu taşıma yatırımı
- Güvenli bisiklet yolları
- Yaya dostu kent merkezleri
- Daha temiz hava
Bunların hepsi bu On Yıl vizyonunun bir parçası.
SON SÖZ
2026–2035 dönemi, ulaşımı sadece “bir yerden bir yere gitmek” olarak değil; yaşam kalitesini belirleyen temel bir hak ve kamu hizmeti olarak yeniden düşünme çağrısıdır.
Soru şu:
Kentlerimiz bu dönüşüme hazır mı?
Biz hazır mıyız?
0 İLETİ
SORUNUZU GÖNDERİNİZ