Arabasız Gün, (Car‑Free Day, World Car‑Free Day), belirli bir gün boyunca kentlerin tamamında ya da belirli bölgelerinde motorlu taşıt trafiğinin kısıtlandığı veya tamamen durdurulduğu, yaya, bisiklet ve toplu taşımanın önceliklendirildiği kamusal farkındalık etkinliğidir.
Amaç; otomobile bağımlılığın çevresel, sağlık ve mekânsal etkilerine dikkat çekmek, sürdürülebilir ulaşım türlerini görünür kılmak ve kamusal alanın yeniden paylaşımını tartışmaya açmaktır.
Arabasız Gün uygulamalarının temel amaçları şunlardır:
Uygulamalar bir günlük sembolik etkinlikler olabileceği gibi, düzenli aralıklarla tekrarlanan ya da kalıcı politikalara dönüşen modeller de içerebilir.
Arabasız Gün’ün tarihsel kökeni, 1973 Petrol Krizi sonrasında Avrupa’da uygulanan zorunlu araç kısıtlamalarına dayanır. Yakıt tasarrufu amacıyla bazı ülkelerde pazar günleri özel araç trafiği yasaklanmış, bu uygulamalar kent yaşamında otomobilsiz bir günün mümkünlüğünü ilk kez geniş ölçekte görünür kılmıştır.
1990’lı yıllarda çevre hareketlerinin ve sürdürülebilir kent tartışmalarının güçlenmesiyle birlikte arabasız gün uygulamaları *gönüllü, planlı ve kamusal etkinlikler* olarak yeniden ortaya çıkmıştır. 1994 yılında İspanya’nın Toledo kentinde düzenlenen bir konferansta, otomobile alternatif ulaşım biçimlerini teşvik eden kent politikaları uluslararası ölçekte tartışılmıştır.
2000 yılından itibaren 22 Eylül, birçok ülkede Dünya Arabasız Gün olarak kabul edilmiş; Avrupa Birliği çerçevesinde yürütülen Avrupa Hareketlilik Haftası (16–22 Eylül) programının temel bileşenlerinden biri hâline gelmiştir. Bu tarihten sonra Arabasız Gün, Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok kentinde kurumsallaşmıştır.
Arabasız Gün etkinlikleri kentlere göre farklı ölçek ve içeriklerde uygulanır:
Bazı kentlerde Arabasız Gün haftalık veya aylık olarak tekrarlanan “arabasız pazar” uygulamalarına dönüşmüştür.
Birçok Avrupa kentinde Arabasız Gün, belediyelerin resmî programları içinde yer alır. Paris, Brüksel, Madrid ve Berlin gibi kentlerde geniş alanlar düzenli olarak araç trafiğine kapatılmakta; bu günler kent yaşamı, hava kalitesi ve ulaşım alışkanlıkları üzerine veri üretimi için de kullanılmaktadır.
Kolombiya’nın Bogotá kentinde 1970’lerden bu yana uygulanan Ciclovía, Arabasız Gün kavramının en bilinen örneklerinden biridir. Pazar günleri ana arterler motorlu taşıtlara kapatılarak milyonlarca insanın bisiklet ve yürüyüş yapması sağlanır.
Asya
Jakarta, Pekin ve Seul gibi metropollerde Arabasız Gün uygulamaları; hava kirliliği, trafik yoğunluğu ve kamusal sağlık politikalarıyla birlikte ele alınmaktadır.
Türkiye’de Arabasız Gün uygulamaları büyük ölçüde Avrupa Hareketlilik Haftası kapsamında, yerel yönetimlerin inisiyatifiyle gerçekleştirilmektedir. İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir ve diğer birçok kentte belirli cadde ve meydanlar geçici olarak araç trafiğine kapatılmış; yürüyüşler, bisiklet turları ve farkındalık etkinlikleri düzenlenmiştir.
Son yıllarda bazı kentlerde Arabasız Gün, tek seferlik bir etkinliğin ötesine geçerek *düzenli ve tekrarlanan* uygulamalara dönüşme eğilimi göstermektedir.
Arabasız Gün uygulamaları, olumlu etkilerinin yanı sıra çeşitli eleştirilerle de tartışılmaktadır:
Bu eleştiriler, Arabasız Gün’ün tek başına değil, uzun vadeli ulaşım ve kent politikalarının bir parçası olarak ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Günümüzde Arabasız Gün, yalnızca bir çevre etkinliği değil; kent hakkı, kamusal alanın paylaşımı, iklim krizi ve yaşam kalitesi tartışmalarının somutlaştığı bir araç olarak değerlendirilmektedir. Birçok kentte bu uygulama, bisiklet altyapısı yatırımları, düşük emisyon bölgeleri ve trafik sakinleştirme politikalarıyla birlikte ele alınmaktadır.
0 İLETİ
SORUNUZU GÖNDERİNİZ